
En güzel Örnek Hazreti Muhammed(S.A.S.) | Salı 10 Mart | |
| EN GÜZEL ÖRNEK HAZRETİ MUHAMMED (S.A.V) Son günlerde televizyon kanallarında ve gazete haberlerinde birinci sırayı ekonomik krizin aldığını görüyoruz. Ağzı laf yapan, eli kalem tutan, yetkili veya yetkisiz kişiler konuyla ilgili olarak ahkam kesiyor, yazıyor çiziyorlar. Dünyamızın ekonomik ve siyasi yönden çalkalandığı, sıkıntılı günler geçirdiği hepimizce malum. Ancak bu durumun yeni olmadığı, yaratıldığı günden bu yana hep olagelen bir gerçek olduğu da göz ardı edilmemelidir. Siyasetçiler ve ekonomistler istenmeyen bu durumu bertaraf etmek için çareler ve çıkış yolları arıyordurlar herhalde. Onlar işlerini yapadursunlar. Bu arada bizler ne yapalım? Her şeyden önce olup bitenleri sabır ve metanetle karşılamak durumundayız. Karşılaştığımız sıkıntılar bizi karamsarlık ve ümitsizlik girdabına sokmamalıdır. Bu dünyanın bir sahibinin olduğunu, insanlar zulmetseler de O’nun (cc) adaletle muamele edeceğini, ayrıca karşılaştığımız her sıkıntının bir nevi imtihan olduğunu ve çeşit çeşit hikmetlerinin bulunduğunu unutmamalıyız. Peygamberimiz ve ashabının çektiği çileleri bilmeyenimiz yoktur. Onlar açlığın, susuzluğun, parasızlığın, kısacacısı yokluğun her çeşidini fazlasıyla yıllarca yaşadılar. Sabır ve sebat hayatlarının odak noktası oldu. Bu halleriyle Müslümanlara ve bütün insanlığa örnek oldular. Dünyanın gidişatından memnun olmayan, geleceği karanlık gören, yaşama sevincini kaybetmiş mü’minlerin şu ilahi mesaja yeniden kulak vermelerinde fayda var: “Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/219) İnsanlığı hiçbir zaman Peygambersiz bırakmayan Yüce Yaratıcı son olarak ta Hazreti Muhammedi (sav) Peygamber olarak göndermiştir. Onu (sav) bizzat O (cc) terbiye ederek insanlığa örnek bir hayatı yaşatmıştır. Peygamberimizin her hali bizim için en güzel örnektir. Dünyanın gündeminde ilk sırayı işgal eden ekonomik krizle iç içe olan Müslümanların bu konuda da örnek alacağı kişi yine Peygamberimiz olmalıdır. İşte sevgili peygamberimizden evrensel mesajlar: “Müslüman olan, kendisine yetecek kadar rızık verilen ve Allah’ın verdiğine kanaat getiren kimse felah bulmuştur.” “Sizden her kim (Kendisi, malı ve ailesi) güven içinde ve vücudu afiyette olarak sabaha çıkar, yanın da da günlük yiyeceği bulunursa, sanki bütün dünya ona verilmiş gibidir.” “Mü’minin işine şaşarım. Gerçekten onun bütün işleri hayırdır. Bu durum mü’minden başka hiçbir kimse hakkında söz konusu değildir. Kendisine varlık isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur. Darlık isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur.” “Allahım! Beni helalin sayesinde haramından müstağni (uzak) kıl ve beni ikramınla senden başkasına muhtaç olmaktan uzak eyle.” 1438 yıldır dünyamızı aydınlatan Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salat’u selam olsun. Musa İMAMOĞLU | Şükrü YAYLA 10.03.2009 Sizden gelenler 0 yorum | |
Mevlit Kandiliniz Mübarek Olsun | Pazar 8 Mart | |
| Bu geceyi nasıl ihya edelim? Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım. O'na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz. Unutmayalım... Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir... "De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmrân, 31) 07.03.2009 | Kasım BİCEĞEZ | konya | Şükrü YAYLA 08.03.2009 Diğer şeyler 1 yorum | |
Eroğlu sesimizi duydu | Cumartesi 7 Mart | |
Beyşehir Gölü regülatör kapakları kapatıldı.Regülatör kapaklarının kış ortasında açılması Beyşehir kamuoyunda büyük öfkeye sebep olmuştu. Yaklaşan seçimler öncesinde risk almak istemeyen hükümet kapakları derhal kapatmak zorunda kaldı.Kapakların kapatılmasıyla birlikte göldeki seviye hızla yükselmeye başladı. Site olarak bizde bölge adına kapakların açılmasına çok sert tepki vermiş,bakan Eroğlu nu eleştirmiştik.Kapakların kapatılmasını halkımız adına sevindirici bir gelişme olarak görüyor ve İl Genel Meclisi nde alınan kod kararlarına titizlikle uyulmasının takipçisi olacağımızı duyuruyoruz.
Ancak önümüzdeki günlerde kod bu yıl öngörülen seviyeye ulaşacağı için seçimden sonra kapakların kontrolsuz bir şeklide sonuna kadar açılacağından endişe ediyoruz. Beyşehir bölge halkının, seçim döneminde propaganda için gelecek siyasetçilere konuyu sıcak tutarak Çumra ya gidecek suyun ölçülü olmasını dile getirmelidirler.Ayrıca yeni yapılan dev taşıma kanalının hesabını da sormalalıdırlar diye düşünüyoruz.Isparta yolu üzerinde Çiftlik Köyü arazilerinden başlayarak Karaören e kadar vadinin en verimli topraklarından binlerce dönüm arazi ortadan kaldırlırken Çumra da kaç dönüm araziyi sulayacaksınız bu kanalla?Bu kanalın su taşıma kapasitesi ne kadar?Dünyada benzer büyüklükte kaç tane kanal var?Bu kanal tam kapasite çalıştırıldığında Beyşehir Gölü ndeki su kaç günde biter? Hidro mühendislerinin yaptığı hesaplara göre 5 günde gölden eser kalmayacağı doğru mu? | Tekin YAYLA 07.03.2009 Diğer şeyler 2 yorum | |
O An | Salı 3 Mart | |
Beyşehir'de bir yer, yıl muhtemelen 1965, baba oğul objektifin karşısına geçmişler ve o an fotoğrafçı tarafından tespit edilmiş. Aşağıdaki resimle aralarında 15-20 yıl kada fark var. Fark ama ne fark, resimlerin sadece rengiyle kalmıyor, bütün bir resme sinen çok çarpıcı bir değişim var iki resim arasında. Belki ülkemizin gelişimnin köye kadar yansıması bu. (Resimde: Mehmet Ali ŞİRİN ve merhum babası var) | Şükrü YAYLA 03.03.2009 Köyümüz hakkında 3 yorum | |
Geçmiş zaman | Salı 3 Mart | |
1980 yıllar, köyün ilk amatör ve gönüllü foto muhabiri Mustafa Sevimli'nin objektifinden dernek arkadaşlarına ait bir kare. Belki köyde bulunan (alamancılar hariç) ilk renkli fotoğraf makinası. İyi yapmış bizi o yıllara götürdü. Kışın uzun gecelerinde, Doğanbey teneke sobasının ısıttığı odalarda geçirdiğimiz neşeli gecelere. tarhana kızarttığımız, nohut kavurduğumuz, mısır patlattğımız gecelere. Peki kim bunlar? Sağdan: Foto muhabirimiz Mustafa Sevimli ve diğerleri, Ali Güzel, Mehmet Ali Şirin, Ali Meral, Muammer Örgen olarak sıralanmış kafadarlar. | Şükrü YAYLA 03.03.2009 Köyümüz hakkında 3 yorum | |
Nereden Kazandın Nereye Harcadın? | Pazartesi 2 Mart | |
| Mahşer günün de karşılacağımız ilk suallarden birinin de, “Malını nereden kazandın nereye hacadın?” şeklinde olacağını Peygamberimiz (sav) bize haber veriyor. O gün mahcup olmamak için bugün sahip olduğumuz herşeyin bir bir değerlendirmesini yapmamız ve bundan sonra elde edeceklerimiz hususunda da çok hassas olmamız gerekmektedir. Yüce Allah (cc) bütün insanlara yetecek kadar rızık yaratmıştır. Her insan kendisi için ayrılan bu rızkı çalışarak arayıp bulmak zorundadır. Çalışıp çabalamadan rızkı ayağımıza beklemek adetullaha yani Allah'ın koyduğu kaide ve kurallara aykırıdır. Ayrıca şartları müsait olduğu halde çalışmayıp başkalarının sırtından geçinmekte İslama uymayan bir hayat tarzıdır. Hak etmediği halde başka insanların eline bakmak, malına göz dikmek yasaklanmıştır. Hazreti ademden Peygamberimiz Hazreti Muhammede (sav) kadar gelmiş geçmiş bütün Peygamberlerin de çalışıp ellerinin emekleriyle geçinmiş olmaları insanlık için alınması gereken en güzel örnektir. Müslümanın kazancı ve kazanç yolları helal olmalıdır. Kendisi kazanırken başkalarının maddi ve manevi kaybına sebeb olmamalıdır. Mesela kumar yoluyla elde edilen kazançların tümü haram sayılmıştır. Zira kumarda bir taraf kazanırken diğeri kaybeder. Halbuki ticarette taraflar birbirlerinden memnun olarak iş yapaparlar. Birbirlerine zarar vermeleri söz konusu olamaz. Kumarhane açıp birilerinin kumar oynamalarına zemin hazırlayanlar da kumar oynamış gibi olurlar. Bir başka örnek; İnternet bu çağın çok önemli bir iletişim aracıdır. Gerçekten hayatımızı çok kolaylaştırdı. İslama göre meşru dairede kalarak internet kullanmanın veya kullandırmanın bir sakıncası yoktur. Bugün internet ticari hayatımızın da içinde yerini almış durumdadır. Yani internet yoluyla para kazananların sayısı da epeyce artmıştır. Bu düşüncelerle köylerde bile internetcafeler açılmıştır. Çocuklar ve gençler büyük bir merakla bu mekanlara gidip belli bir ücret karşılığında saatlerce internette dolaşıyorlar. Mekan sahipleri de para kazanıyorlar. Bu mekanlarda toplanan gençler dinen haram sayılan, gözü, kulağı ve kalbi kirleten ses ve görüntülerden uzak tutulamıyorsa, onların günaha girmelerine sebep oluyorlarsa bu suç ve günaha mekan sahipleri de ortaktırlar. Bu ve benzeri işler de karşı tarafın maddi ve manevi zararı söz konusu olduğundan elde edilen kazançlar temiz değildir. Çünkü İslama göre “Sebep olan yapan gibidir”. Yani iyiliğe, hayra sebep olan iyilik ve hayır yapmış gibi, kötülüğe, günaha sebep olanda kötülük yapıp günah işlemiş gibi olur. Müslüman, para kazanayım da nasıl olursa olsun! diyemez. Hele hele yapılan iş gençlerimizi milli ve manevi duygugulardan uzaklaştırıp tertemiz duygu ve düşüncelerini kirletiyorsa, şehvetlerinin esiri olma durumuna düşürüyor, öldürmeye, yakıp yıkmaya, içki ve uyuşturucu kullanmaya özendiriyorsa bu yapılan iş ticaret değil düpedüz cinayettir. İdareci, memur ve işçi gibi ücretle çalışan bir kişi de yapması gereken görevi yapmaz, savsaklar veya ihmal ederse aldığı ücretin karşılığını vermediği için elde ettiği kazanca haram karışmıştır. Devletin, milletin veya bir başkasının malını kendi işleri için kullanarak menfaat ve gelir elde edenlerin bu kazançlarıda pistir yani haramdır. Ayrıca yalan, rüşvet ve hile ile elde edilen kazançlar da haramdır. Dinimizin haram saydığı veya hoş görmediği bir alış verişin içinde olmak suç ve günaha ortak olmak demektir. Dolayısıla müslüman alırken de verirken de çok hassas olmalıdır. Parasını harama ve haramla meşgul olanlara vermemelidir. Aksi halde haramın yayılmasına ve haramla iş yapanların ayakta kalmalarına sebep olmuş olur. Hasılı, helal kazanç tertemiz bir su gibidir, hayat verir. Haram kazanç ise pis ve mikroplu su gibidir, hasta eder hatta öldürür. Musa İMAMOĞLU | Şükrü YAYLA 02.03.2009 Sizden gelenler 2 yorum | |
İslamın İçki ve Uyuşturucuya Bakışı | Perşembe 26 Şubat | |
İslâm dini, fert ve toplum için faydalı olan şeyleri yapmayı emrederken, zararlı olanları da yasaklamıştır. Aklı örten, sıhhatli düşünme ve muhakeme yeteneğini gideren, iyi ile kötüyü, hayırla şerri ayıramaz duruma getiren, sarhoşluk denilen hale sebep olan her şey içki sayılır. Ve haramdır. Bunun sıvı veya katı olması sonucu değiştirmez. Afyon, esrar, eroin ve benzeri bütün uyuşturucular aynı niteliktedir. Hemen hemen insanlık tarihi kadar uzun bir geçmişi bulunan ve aşağı yukarı bütün toplumlarda görülen içki alışkanlığı , Kur’anın nazil olduğu sırada Arap toplumunda da büyük ölçüde yaygındı. Bu nedenle İslam içkiyi haram kılarken ikna edici ve tedrici bir metot takip etmiş, belli safhalardan sonra kesin yasaklama getirmiştir. Mekke'de inen ilk ayette Allahın insanoğluna çeşitli nimetler verdiği hatırlatılıp bunlardan ibret alınması istenmektedir. "Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır" (Nahl, 16/67). Bundan sonra Hz. Ömer bir gün Resulullah (s.a.s)'a gelerek : "Ya Resulullah! Şarap’ın malı helâk edici ve aklı giderici olduğu malumunuzdur. Yüce Allah'tan, şarabın hükmünü bize açıklamasını iste” dedi.
Bunun üzerine Peygamberimiz "Ey Allah'ım, şarap hakkında bize açıklayıcı beyanını bildir" diye dua edince şu ayet indi: "Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki. "Onlarda hem büyük günah hem de insanlar için (bazı zahiri) faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür" (Bakara, 2/219). Bu ayet inince, bazı sahabîler "büyük günah" diye içkiyi bırakmış bazıları ise "insanlara faydası da var" diyerek içmeye devam etmişlerdir. Bir gün Abdurrahman b. Avf bir ziyafet vermiş, ashâb-ı kirâmdan bazıları da bu ziyafete katılmış ve yemekte içki de içmişlerdi. Akşam namazının vakti girince, içlerinden birisi imam olmuş ve namaz kıldırırken "kâfirûn" sûresini yanlış okumuştu. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ya Rabbi bize içki konusundaki beyanında ziyade yap" diye dua etmiş ve daha sonra şu ayet inmiştir: "Ey iman edenler! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın" (Nisa, 4/43). Bu ayetten sonra bazı sahabiler sarhoşluğun Allahın huzuruna durmaya engel kötü bir hal oluşundan hareketle içkiyi tamamen terketmişlerdir. Yine bir gün Utbe b. Mâlik (r.a) bir evlenme ziyafeti vermişti. Sa'd b. Ebî Vakkas da oradaydı. Deve eti yediler, içki içtiler, sarhoş olunca da asalet iddiasına kalkıştılar. Sa'd bu konuda kavmini öven ve Ensar'ı hicveden bir şiir okudu. Muhabbet ortamı yerini gerginliğe bıraktı. Ensar'dan birisi buna kızarak, sofradaki bir deve kemiği ile vurarak Sa'd'ı yaraladı. Sa'd da durumu Resulullah (s.a.s)'a ileterek şikâyette bulundu. Bu hadiseden sonra Yüce Allah içki hakkındaki kesin hükmünü indirdi: "Ey iman edenler! (Aklı örten) İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz”(Maide, 5/90).. Şeytan içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Mâide, 5/90-91) getirilen bu yasak sahabe tarafından sevinçle karşlanırken Peygamberimiz de, “Allah Teala şarabı haram kılmıştır. Kim elinde ondan bir şey olduğu halde bu ayet kendisine ulaşırsa onu ne içsin ne de satsın” buyurmuştur. Bu emirden sonra Medine halkı evlerinde bulunan şarapları sokaklara dökmüş ve şarap kaplarını imha etmiştir (Müslim, “Müsakat” 67). Böylece İslamiyet, birçok zarar ve kötülüğün kaynağı kabul edilen içki kullanımını yasaklamıştır. Peygamber (s.a.v) in konumuzla ilgili bazı hadisleri şöyledir. "Her sarhoşluk veren şey şaraptır ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse şarabı dünyada içer de ona devam üzere iken Tövbe etmeden ölürse âhirette kevser şarabını içemez" (Müslim, Eşribe, 73). "Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır" (el-Askalânî, Bulûgu'l Merâm, Terc. A. Davudoğlu, lV, 61 vd.). Hz. Peygamber, kendisine şarabın ilaç olarak kullanımı sorulduğunda , “O ilaç değil derttir” demiştir. (Müslim, “Eşribe”,3; ebu Davud, “Tıb”,11). "Ümmetimden bir takım kimseler, çeşitli adlar koyarak içki içeceklerdir" (el-Askalânî, a.g.e, IV, 61). İslâm, içkinin içilmesini yasakladığı gibi, müslümanlar arasında ticaretini de yasaklamıştır. Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Peygamber içki konusunda on kişiyi lanetlemiştir: Sıkan, kendisi için sıkılan, içen, taşıyan, kendisi için taşınan, içiren, satan, parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınan..." (Tirmizî, Büyû', 59; İbn Mâce, Eşribe, 6). Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Raporları'ndan alınan rakamlara göre, dünyada 200 milyon uyuşturucu bağımlısının bulunduğuna, uyuşturucu mafyalarının son yıllarda bu işten elde ettikleri gelirin 800 milyar dolar olduğu bildirildi. Rapora göre, Türkiye'de her yıl sigara nedeniyle 200 bin kişi ölüyor. 160 bin tiryakiyle sigara içilen mekanda bulunan çoğunluğu bebek ve çocuk olmak üzere 40 bin kişi hayatını kaybediyor. Sigaraya başlama yaşının 9-10 yaşına kadar gerilediğine işaret edilen raporda, alkol kullanma yaşının da 12 ila 14 olduğu ifade ediliyor. Yapılan araştırmalarda Ülkemiz alkollü içki tüketiminde dünya sıralamasında ikinci, sigarada ise üçüncü sırada yer alırken uyuşturucu, sigara ve alkol kullanımının 10 yaşına kadar düştüğü görülmektedir. İçki, uyuşturucu, sigara, kumar ve benzeri zararlı alışkanlıkların ülkemizde ve tüm dünyada maddi ve manevi çöküntülere, birçok insanın sağlığını ve hatta hayatını kaybetmesine, ailevi ve sosyal ilişkilerin bozulmasına neden olduğu bilinmektedir. Netice olarak, fert ve toplumu dünya ve ahirette mutlu etmek için gönderilen İslâm, şu beş şeyin korunmasına büyük önem vermiştir. Bunlar: Akıl, sağlık, mal, ırz ve dindir. Bu nimetleri korumak hepimizin görevidir. İçki içen, uyuşturucu kullanan kimselerin bu beş unsuru koruyamaz duruma düşecekleri de bir gerçektir. Musa İMAMOĞLU | Şükrü YAYLA 26.02.2009 Sizden gelenler 9 yorum | |
BÜYÜK AYARTICININ ÇELDİRİCİLERİ | Cuma 20 Şubat | |
Dileği kabul gördüğünde bir adım daha ötesine cesaret etti şeytan. Bakışlarını sislerin içinde kıvrıla kıvrıla kaybolan gümüş ırmaklardan öteye çevirdi. Başını kaldırdı alev mizacıyla, bir kez daha dikti gözlerini. Seslendi. Bana, dedi, mademki bu izni verdin. mademki Adem'inle benim arama bu bahsin, bu yarışın girmesine evet dedin, öyleyse şimdi beni yarı yolda bırakma. İnsanı kayırma. Benimde Rabbim değil misin? İsyan ettimse de Sana ettim. Hâlâ benimsin. Ben de Seninim. Öyleyse onu sınanabileceği her şeyle sına. Durdu bir an. İçindekini, artık tutmadı, aşikâr etti. Dedi ki; Mahşer gününe değin sürecek bu hikaye boyunca onları yoldan çıkarmam için bana çeldiriciler ver. Yoldan çeviriciler nelerdir, bana göster. Uçurum kıyısında. Dizlerinin üstüne düştü. Başını bıraktı. Yere baktı. Varedici, güvendiğine öyle bir güvendi ki büyük ayartıcıdan istediği çeldiricileri esirgemedi.Ona birer suret olarak, Adem'in oğullarının yolunda göz alıcı altından, soylu gümüşten, gökte yıldız parçaları kadar parlak elmaslardan kurulmuş tuzaklar gösterdi. Güzel ama yetmez, dedi şeytan, daha. Alemlerin Rabbi, ona, incecik ipekli kumaşlar, ağır şallar, güzel kokular, buhurlar, baharatlar göstersi. Gösterdiklerinin yanına koşumu kıymetli soylu atların suretini ilave etti. Yeleleri rüzgardan, sağrıları terdendi. Bu kadar güzel bir şey, tahayyül bile edilemezdi. Yetmez, dedi şeytan, daha fazlası. Sesine bir gözü doymazlık eklenmişti. Alemlerin Rabbi, lezzetli yiyecekler, hoş kokulu içeçekler, bir ısıranda bir daha ısırma arzusu bırakan sulu, ışıklı ve renkli meyveler gösterdi. Ağır ve tatlı ama birazda buruklardı. Vazgeçilmezlikleri bu tattandı. Yetmez, diye yineledi şeytan. O da insanın tanığı, tanıdığıydı. Düşmanına bir bilgi kadar yakındı. Onun neye ne kadar direneceğini kestirebildi. İnsan bütün bunlara direnebilirdi. Bunlar da yetmeyince Varedici, şeytana devlet ve ikbal, mülk ve erk, makam ve mevki, nihayetinde şarap, çalgı, cümbüş ve alem gösterdi. Yarı gülümsedi şeytan. Ama yine yetinmedi. Bunlar, dedi pek çoklarını Senin yolundan çevirecek güçte. Ama daha güçlüsü olmalı. Bana onu ver. Kendisine direnmek çok zor olanı. Bunun üzerine Alemlerin Rabbi, şeytana, kadının suretini gösterdi. Kadın ki henüz Adem'in zihninde bir kelime, varlık aleminde bir resimdi. Şeytan, o aklı baştan alıcı gözleri, o mahmur nergisleri, o saçlar arasına gömülmüş munis çehreyi, fidan endamı, beyaz omuzları, gümüş bedeni görünce durmadı, yerinden kalktı. Birkaç adım attı. Döndü, Bir O'nun makamına bir kadının suretine baktı. Gördüğü karşısında sersemledi. Neydi bu, nasıl bir şeydi? O bile esrimişti. Neden sonra, tamam, dedi. İstediğim bu işte. Öyle mükemmel ki yarattığın bu şey, onu bir kez elime geçirirsem, kendisini kendisinde nefse çevirebilirsem. Yani Sen'den çekip kendime getirirsem, en muhteşem Tanrı hediyesini yoldan çıkarıp da bir anda yoldan çıkarıcıya dönüştürebilirsem Adem'in oğulları için dayanmak artık imkansız. Ademoğulları bundan önceki tüm öğrettiklerine dayanabilir. Peki ya ben? Adem'le aramızdaki bu hikayeyi bile bile ademoğlullarını ne kadar çağırırsam da bana gelirlermi? Hayır! Bin kere hayır! Öyleyse ben onların gittikleri yerde olacağım, baktıkları yerde duracağım. En fazla da yarattığın şu kadının gözlerinin derinine, dudaklarının kıvrımına, saçlarının arasına, tenine, bedenine, endamına kurulup oturacağım. Onda seyrettireceğim kendimi. Seni seyrediyor zannederken bana dönecekler. Sana gittiklerini zannerken bana gelecekler. Ey Adem'in, şu toprak bedenin, şu kara balçık yığınının oğulları, artık korkun benden. Anlaşma yapılmıştı. Artık şeytan tüm çeldiricileri biliyordu ve kadının bedenine kurulup oturmak için herşeyi yapacaktı. Nazan BEKİROĞLU | Hüseyin YAYLA 20.02.2009 Diğer şeyler 1 yorum | |
İlk cemre yarın havaya düşecek | Çarşamba 18 Şubat | |
Halk arasında “kor halindeki ateş” anlamına da gelen ve baharın müjdecisi olarak bilinen cemrenin ilki yarın havaya düşecek. Cemrenin ikincisi 26 Şubat’ta suyla, üçüncüsü 5 Mart’ta toprakla buluşacak... cemrenin düşüşünün ilkbahara doğru önce havada, sonra suda, son olarak toprakta 7’şer gün arayla meydana gelen sıcaklık yükselmesi anlamına gelmesidir. “Soğuk günleri geride bırakmanın müjdecisi olan cemreler doğadaki canlanmanın göstergesidir” Cemreleri eskilerin 365 günlük yılı 179’u “kasım” ve 186’sı “hızır” günleri olarak ikiye ayırdığını belirten Artun, kış döneminin 8 Kasım’da başladığını, 6 Mayıs’ta da Hıdırellez ile yaz devresine, yani hızır günlerine girildiğini bildirdi. kasımın 46’sında 40 gün anlamına gelen “erbain”, 86’sında da 50 gün anlamına gelen “hamsin”in başladığını ifade ederek, bunun kışın en soğuk zamanları olan 90 günlük sürenin geçtiğinin göstergesi olduğunu kaydetti. kasımın 105’inde (19-20 Şubat) birinci cemrenin havaya, 112’sinde (26-27 Şubat) ikincisinin suya, 119’unda (5-6 Mart) üçüncüsünün toprağa düştüğüne ve 7 günlük aralıklarla buraları ısıttığına inanıldığını belirtilir,. saygı ve sevgi ile. 18.02.2009 ŞAKİRR Konya | Tekin YAYLA 18.02.2009 Sizden gelenler 7 yorum | |
Mevsimin son karı yağdı | Pazar 15 Şubat | |
Ocak ayından beri kara hasret kalan bölgemiz şubat ayının son günlerinde kara kavuştu.Cuma gününden itibaren yağmur şeklinde başlayan yağışlar pazar günü soğuk havayla birlikte kara dönüştü Oldukça etkili olan kar yağışı bölge halkı tarafından sevinçle karşılandı. Kar yağışının bir kaç gün daha devam etmesi bekleniyor. | Tekin YAYLA 15.02.2009 Köyden haberler 10 yorum | |
Sitemizde yazılar sayfalara ayrılmıştır, şu anda sadece 10 yazı görebiliyorsunuz. Diğer yazıları görmek için sonraki sayfaya tıklayın:
Sitemizde daha önce yayınlanan tüm yazılar:
En güzel Örnek Hazreti Muhammed(S.A.S.)
Mevlit Kandiliniz Mübarek Olsun
Eroğlu sesimizi duydu
O An
Geçmiş zaman
Nereden Kazandın Nereye Harcadın?
İslamın İçki ve Uyuşturucuya Bakışı
BÜYÜK AYARTICININ ÇELDİRİCİLERİ
İlk cemre yarın havaya düşecek
Mevsimin son karı yağdı
Beyşehir den Karapınar obruklarına yol Gider
Eleştiri hakkında mülahazalarım
Eğrik Yeri Serbest Kürsü
Gıncırık
Dille Müdahale
One minute
Sitil
Esence Siteleri
Şahan
Recep in Önerisi
Sorunun Zoru
Vay Gavur Oğlu Gavur
Tom Hanks den
DOKUNMAYIN ÇOCUKLARA
Bahadırın güzel eleştirisi
GNH
Zalimler ve Mazlumlar
Beyşehir de 4. Adil Bayındır Dönemine Doğru
İşte Yahudileri Korkutan Hadis
Faydasız İşler, Boş Laflar...
Lafa Bak
Bir Gazinin Anıları
İşsizlik Yerli Malı Kullanarak Önlenir mi?
Ben Neyim?
BİLMEK VE AŞK
Hz. Peygamberden Adaylara Tavsiyeler
Geçen Günlerin Düşündürdükleri
Kıraathane veya İnternet Cafe
Kurban
Cem Yılmaz AROG ve Evrim Teorisi
Arif Nihat ASYA Naat
İmam Hatip İslam Enstitüsü ve Menderes
Geçmiş Zaman Akmış Su Gibi
Şakirr in yazısı
Biz Atadan Böyle Gördük Dedi ve Bıraktı
Hepsi de Homalı
TAZİYE
Fiş
Cumhuriyet Kokteyli ve Köylüler
Pancar Pekmezi
Sarışın
Beyşehir Meyve Cenneti Oluyor
X ten gelen iki resim ve düşündürdükleri
Günbatımı
Aktütün Karabüyü
Camiler ve Din Görevlileri
Cami Halıları Değişti
Köy İçinde Elim Kaza
Beyşehir Bölgesine Rekor Yağmur
Bayramın Hatırlattıkları
Fıtır Bayramınız Mübarek Olsun
Çocuk ve Ramazan
Gurbette Ramazan ı Buruk Yaşayanlara
Eski Ramazanlar ve Çocukluğum
İslam Rahmet Dinidir
Eğitim-Öğretim Yılı Başladı
Hoş Geldin Onbir Ayın Sultanı
Dünyanın en mutlu inekleri
Demir Kapaklar eylülde inecek
Buğday hasadı bitti balya toplama işleri devam ediyor
Su İhtiyacı
Köyde su yok, Marsta var.
Cinayet suçuna at hırsızı cezası verilmez
Kuşbakışı Esence
Muhtarlardan İstanbul lulara Duyuru
İşsiz bir mühendis olacağına bol maaşlı bir seyis ol
Hava Sıcak Dallar Kiraz
Harman
Kral Çıplak
Ergenekon dan çıkış
Dumansız Hava Sahası
İradenin Yeryüzüne İndirilmesi ve İnsan
Lütfen Evlenecek Yakınlarınızı Uyarın
Satılık
Küfür etmemek lazım
Beyşehir de Esenceli esnaflarımız
Köyde Tatil
Tatili Nasıl Değerlendirelim?
Fazilet dinlensin AKP klonlansın Baykal başbakan Bahçeli yardımcısı olsun
Memleketimden insan , toprak ve yeşil manzaraları
KPSS ye Müracatınızı yaptınız mı?
Fetih marşı
Helal paramızla mukaddesatımıza küfür ettirmeyelim
Çok çalışan değil işi bilen kazanıyor
Ölümün Hatırlattıkları
Adetler
Dikkat boğulma sezonu
Sigara Yasağının Faydaları
Eski darbeciden yargıçlara ders
Müslümanın müslüman üzerindeki hakları
Vefat
Vefat
Pancar
Leylek oğlum leylek
Kolaylaştırın, Zorlaştırmayın
Nalbantlık
Hayvancılıkta Umut Var
Hıdırellez
Amelsiz İman Meyvesiz Ağaç Gibidir
Dikkat Cep telefonları ve radyasyon
İslamda Çalışmanın Önemi
Kırlardan Esence panorama
Kamu Personeli Seçme Sınavı
Kendimizi ve Ailemizi Yakmayalım
Bosna Notları 1
Çeşme
Değirmen üstü çiçek
Örnek Şahsiyet Hz. Muhammed (SAV)
Taziye
Tanrıya inanıyorum
Ne Oluyor Bu Gençlere?
Kuzuların sessizliği
Kuvvetli Mümin Zayıf Müminden Hayırlıdır
Baharla gelen
Sevgi ve Kardeşlik
Çanakkale Geçilmez
Hafta sonu köydeydim
Mevlit Kandili
Haşhaş yağı
Eti Alüminyum dan açıklama
Seydişehir belediye başkanı da iddianamede
İstiklal ve Hürriyet
Akbil ya da Elkart
Ağaç Dikmenin Önemi
İnsan Konuşmasından Belli Olur
Hesap Verme Şuuru ile Yaşamak
İz Bırakanlar
Namaz
Eti Alüminyum da geriye dönüş çok zor
Metli hoca
Cemre
Kıskanmayalım
Siyah-Beyaz Dünya 2
Siyah-Beyaz Dünya 1
Şükür gerekir
Arabacılar
İlginç bir işlem - deneyin bakalım
Konyanın 7 harikası
Sevelim Sevilelim
Okumuyoruz
Yardımlaşma ve Dayanışma
Seydişehir Eti Alüminyum un CE-KA ya satışılışına iptal
Köy mü belde mi?
Gençlik
Birleşmek için çok geç
Dünya ve ahiret mutluluğu
İçki ve uyuşturucu
Yannık
Beyşehir
Kar ve Buz
Kar ve Göl
Beyşehir ve Göl
Sabit Ücret Dilekçesi
Nüfus Cüzdanı
Ergenekon
Güzel bir fıkra
Şehit P. Er Adem MERAL
Sak Dede
Attila Yayla ya onbeş ay
Esence ve Esencede Kar
Seydişehir e var Beyşehir e yok
Ilkı
Demirciliğin Tarihi
Sıla-ı rahim
Nüfusumuz düştü
Radyo
Sisli Günler
Gayret
Şehit ve Gazilerimiz
Kuyular
Atlar
Saltanat
Vatanseverlik
Bölgemiz kara hasret kaldı
İdeal
Su hayrı
Sokaklardan görüntüler
Hacı Ali
Baki Şahin ve Hüseyin Sevimlinin objektifinden Esence manzaraları
Esence manzaraları
Aklınızda bulunsun
Esencede buz pisti vardı
Taziye
Esenceden Yeni Görüntüler
Köyümüzden Görüntüler
Akburnun tepe
Kurban bayramınız kutlu olsun
Hepimiz Esenceliyiz
Konya tozlu resimler
VEFAT
Bu site
Yonca
Hormonlu et nasıl anlaşılır?
Dededen toruna herkesin mekanı
Talasemi
Matematik dili
Öğretmenim
El işi çorap
SSK sayfasından öğrenin
Vefat
MEB bu yıl OKS yi kaldırıyor
Sabah kar yağar
Eşrefoğlu Camii
Tozlu raflardan bir resim
Ümmet Boru Hakk a yürüdü
Kurbanlıklar pazara çıkıyor
Şiddetli yağışlar gölü doldurdu ( ? )
Ders Çalışmanın ve Öğrenmenin Kolay Bir Yolu Var mı
Katletmenin sevab olacağı bir yer
Yörük sözlüğü
Yağmurlar yüz güldürdü
Unluk buğday
Ali pınarı
O köy bizim köyümüzdür
Yeni avsun yolu
Eski düğünlerimiz
Bada köprüsü
Gelin başı yok oluyor
Sitede değişiklik
Anız yakma anıtı
Yakında yılan ithal edeceğiz
Siz de buraya yazın
Köyümüzün tarihi
Arefe suyu
Eğrik yeri
Gavrık
Harman yerleri
Gündem
Pancarlar sökülüyor
Ramazan bayramı köyümüzde huzur içinde idrak edildi
Esencede kiralık arsa
İki bayram arası nikah yapılmaz mı?
Devlet Su İşleri
Çiftler sürülüyor
Bu yıl elma kıtlığı yaşanıyor
Şimdi sırada ot sazanı var
Kutlama
Linkler
Yollar
Beyşehir Gölünden su alma kotu yükseltildi
İstanbullular dönüyor
Beyşehir Ziraat Odasında görev dağılımı yapıldı